| |
GENEL BİLGİLER
Karadeniz Bölgesinde yer alan Samsun, doğal tarihi ve kültürel
zenginlikleri, deniz, kara, hava, demiryolu ulaşım olanakları ile bölgenin
turizm potansiyeli en yüksek kentlerinden biridir. Anadolu'nun
savunulmasını planlamak amacı ile Atatürk'ün 19 Mayıs, 1919'da gelmesi ile
Samsun, Türk İstiklal Savaşı'nın başladığı yer olma özelliği ile önemini
her zaman korumuştur.
Samsun Şehri M.Ö. Vl l . yüzyıla doğru Miletler tarafından kurulmuş, bu
günkü adının kökü olan “Amisos” adını vermişlerdir.Türk’lerin sonradan
“Canik” dedikleri Samsun bölgesi sırasıyla Hititler, Kimmerler, Frigler,
M.Ö.Vl. yüzyılda Persler, M.Ö.Vl. yüzyılda Makedonyalılar, Pontus Devleti,
M.Ö.l. yüzyılda Roma, M.S.395’te Doğu Roma (Bizans) tarafından işgal
edilmiştir.1071 Malazgirt Zaferinden sonra Türk’lere geçmişse de daha
sonra Bizans’la Selçuklular arasında alınıp verilmiştir. Bir ara Trabzon
Bizans İmparatorluğuna bağlanmış ve Xlll. yüzyılın ilk yarısında kesin
şekilde Türk’lere geçmiştir.
Selçuklular o zaman “Müslüman Samsun” denen bu günkü şehri kurmuşlardır.
”Gavur Samsun “ denen Eski şehir bir Ceneviz Sitesi olup, Türk Şehrinin
2-3 km. kadar ötesinde bulunuyormuş. Ceneviz Sitesi XlV. yüzyılda Osmanlı
egemenliğini tanımıştır. Müslüman Samsun’u Canik Beyliğinden 1398’de
Yıldırım Beyazıt almıştır.1402 Ankara Savaşından sonra bir ara yine
mahalli beylikleri eline geçmişse de Çelebi Sultan Mehmet tarafından kesin
şekilde Osmanlı Beyliğine katılmıştır. Samsun, Osmanlılar zamanında da
önce Sivas Eyaletine daha sonra da Trabzon Eyaletine bağlı bir sancak
olmuştur.
Mustafa Kemal Paşa (Atatürk) 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basmış ve bu
tarih Kurtuluş Savaşının başlangıcı sayılmış sonradan bu tarih Atatürk’ü
anma, Gençlik ve Spor Bayramı olarak ilan edilmiştir.Cumhuriyet devrinde
bütün sancaklara ( Mutasarrıflıklara) “Vilayet” (İl) adı verilince
Samsun’da il olmuştur.
SAMSUN İLİ’NİN COĞRAFİ DURUMU :
Samsun İli genelde pek yüksek olmayan plato ve dağlardan oluşan topografik
yapı göstermektedir. İlde, Canik, Çangal Akdağ, Kunduz, Bunyan, Sırçalı,
Yurt Dağları ile Bafra, Çarşamba, Samsun Ovaları yer almaktadır. İlde
bulunan akarsular, Kızılırmak, Yeşilırmak, Ters Akan, Mert Irmağı, Terme
Çayı, Karaboğaz Deresi, Kürtün Çayı, Abdal Deresidir. Karaboğaz, Balık,
Liman, Dutdibi, Uzun, Hayırlı, İnce, Çernek, Tombul, Simenlik, Ladik ve
Akgöl de ilin göllerini oluşturmaktadır.
Samsun İli doğal bitki örtüsü açısından zengindir. Kızılırmak sulak alanı;
eko sistemi biyolojik çeşitlilik açısından son derece zengindir. Deltada
312 kuş türü tespit edilmiştir. Kuş varlığı açısından uluslararası
ornitolojik öneme sahiptir.
Samsun İli kıyı kesiminde tipik Karadeniz iklimi hakimdir. Ancak iç
kesimlere gidildikçe karasal iklimin etkileri görülmeye başlanır. Karedenizin en gelişmiş yerleşim alanı ve konut bölgesi olarak Samsun ili gösterilebilir.Samsun konut sayısı ve nüfus olarak önde gelen şehirdir.sitelerinde görülmektedir.
Samsun 'da yağış Doğu Karadeniz'e göre az, sıcaklık ise yüksektir. Kıyı kesiminde
kışlar ılık, ilkbahar sisli ve serin, yaz mevsimi ise kuraktır. Yağışlar
genelde yağmur şeklindedir.
iL MERKEZİNİN İLÇELERE OLAN UZAKLIKLARI :
|
Alaçam İlçesi |
81 Km |
Terme İlçesi |
59 Km |
|
Bafra İlçesi |
51 Km |
Vezirköprü İlçesi |
114 Km |
|
Çarşamba İlçesi |
37 Km |
Ondokuzmayıs İlçesi |
32 Km |
|
Havza İlçesi |
84 Km |
Salıpazarı İlçesi |
55 Km |
|
Kavak İlçesi |
51 Km |
Asarcık İlçesi |
73 Km |
|
Ladik İlçesi |
82 Km |
Tekkeköy İlçesi |
13 Km |
|
Ayvacık İlçesi |
62 Km |
Yakakent İlçesi |
88 Km |
İLÇELERİMİZ :
ALAÇAM: İlçe çok eski bir tarihe sahip olup, M.Ö. ki devirlerde
Frigyalılar,Kimmerler, Mısırlılar, Lidyalılar ve Persler Alaçam’ da hüküm
sürmüşlerdir.
Osmanlı’dan beri Türk kasabası olan Alaçam 1 Eylül 1944 tarihinde
Samsun’un 8. İlçesi olmuştur.
Alaçam kuzeyden Karadeniz, batıdan Yakakent, güneyden Vezirköprü, doğudan
Bafra İlçeleri ile çevrili şirin bir sahil kasabasıdır. Yüzölçümü 632 km2
denizden yüksekliği ortalama 30 m olup, sahil uzunluğu 78 km’dir
İlçenin ekonomisi genel olarak tarıma dayalıdır. Bunun yanında hayvancılık
ve balıkçılık da yapılmakta olup, tarım ürünlerinin başında tütün, buğday,
çeltik ve mısır üretimi gelir.Ayrıca her türlü sebze ve meyve
yetiştirilip, hayvancılıkta büyük ve küçük baş hayvan yetiştiriciliği
yapılmaktadır.
İlçenin kırsal alanlarında el körükleri ile sıcak ve soğuk demircilik
yapılmaktadır.İlçe de 800 işçi istihdam eden bir tekel işletmesi
mevcuttur.
ASARCIK : Küçük bir köy statüsünde olan şimdiki ilçe ve bir kaç köye 1877
- 1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra Rusya’dan göç eden Çerkezler’in
yerleşmesiyle ilçe kurulmaya başlamıştır.Zamanla civardan gelen insanların
yerleşmesiyle de büyümüş ve genişlemiştir.1959 Yılında nahiye, 1587
yılında da ilçe olmuştur.Belediye ise 1989 yılı Mart ayında yapılan
mahalli idareler seçimleri ile kurulmuştur.
Samsun’un 44 km güneyinde yer alan Asarcık batıdan Kavak İlçesi ve doğudan
Çarşamba İlçesi ile sınırlıdır.
İlçede tarıma elverişli arazinin az ve verimsiz olması, sulanabilir
arazinin olmaması tarım ekonomisin gelişmesini engellemiştir.Tarımdan elde
edilen ürün halkın ancak Tüketim ihtiyacını karşılayabilecek
düzeydedir.İlçede yetiştirilen ürünler buğday, mısır, arpa ve
şekerpancarıdır. Şekerpancarının dönüm başına 2,5 ton civarında elde
edilmesi verimin oldukça düşük olduğunu göstermektedir.
AYVACIK : İlçenin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, daha
önce bağlı bulunduğu Çarşamba İlçesinden daha eski bir tarihe sahip olduğu
sanılmaktadır.
Osmanlı İmparatorluğu zamanında bir Rum köyü olan Ayvacık, Cumhuriyet
kurulduktan sonra Rumlar tarafından terk edilmiştir.Bu günkü halk ilçeye
Cumhuriyetten sonra yerleşmiştir.
Ayvacık, 1954 te tam teşekküllü nahiye olmuş; fakat 1969 ‘da daha önce
kurulmuş devlet teşkilatları kaldırılmıştır.1978’de ise yine köy olmuştur.
20 Mayıs 1990 tarihinde Ayvacık köyü, Keskinoğlu köyü ile birleştirilerek
AYVACIK ilçesi olmuştur.19 Ağustos 1990 tarihinde yapılan mahalli
seçimlerle de belediyesi kurulmuştur.
Ayvacık Canik Dağlarının kuzey eteklerinde, Yeşilırmak vadisinde, Suat
Uğurlu Baraj gölünün kıyısında yeralmaktadır.Bu uzun vadide bir de Hasan
Uğurlu Baraj gölü bulunmaktadır.
İlçenin en yakın komşusu 28 km. kuzeyindeki Çarşamba ilçesidir.Samsun’a
uzaklığı ise 62 km. dir.
İlçe halkının % 80-90’ı tarımla, % 1’i balıkçılıkla, % 8-9’uda ticaretle
uğraşmaktadır.
Tarımsal faaliyetler mısır, buğday, arpa ve fındık üretiminde
yoğunlaşmıştır.İlçe topraklarının büyük bir bölümü ormanlık
arazidir.Tarıma elverişli topraklar genellikle bozuk, kuru ormanlık
alanların açılmasıyla elde edilmiştir.
Hayvancılık alanında ise potansiyel yeterince değerlendirilmemiş ne mera
ne de ahır hayvancılığı gelişme gösterebilmiştir.
İlçe de ayrıca elektrik üretimi yaparak sanayinin ana girdisi olan
enerjiyi sağlayan Hasan Uğurlu Yeraltı Santrali ile Suat Uğurlu
Hidro-elektrik Santrali yer almaktadır. Bu barajlar 1981 - 82 yıllarında
hizmete girmişlerdir.
BAFRA: Bafra’nın tarihi M.Ö. 5000 yıllarına kadar uzanmaktadır.İkiztepe
Ören yerinde yapılan araştırmalarda Kalkolitik Döneme (M.Ö 5000-4000) ait
yerleşmelerin izine rastlanılmıştır.
1071 Malazgirt Savaşından sonra Selçukluların eline geçen Bafra’ya 1214
yılında Anadolu Selçuklu Hükümdarı İzzettin Keykavus Türkmen Aşiretlerini
yerleştirmiştir.1243’de başlayan Moğol istilaları Selçuklu
İmparatorluğunun yıkılması ve Türk Beyliklerinin kurulmasına neden
olmuştur.İşte bu dönemde bölgede küçük bir Selçuklu Beyliği olan Bafra
Beyliği kurulmuştur.1460’da ise Bafra Osmanlı hakimiyetine girmiştir.
Bafra adının; Kızılırmak’ın denize açıldığı yerde(M.Ö.525 yıllarında
Fenikeliler zamanında) ticaret gemilerinin yanaştığı koylara kurulan,
ticaret evlerine, Bafida denilmesinden geldiği sanılmaktadır.
Bafra ilçesi Osmanlı İmparatorluğu devrinde Trabzon İline bağlı Canik
Sancağına ait bir yerdi.Hangi tarihte kaza merkezi olduğu kesin olarak
bilinmemektedir.Salname kayıtlarına göre 1854 yılı sonunda kaza merkezi
olduğu sanılmaktadır.,
Bafra Karadenize 20 km uzaklıkta, denizden yüksekliği 20 m olan ve
Kızılırmağın biriktirdiği birikinti ovası üzerinde kurulmuş bir
ilçemizdir.
İlçe doğusunda ve kuzeyinde Karadeniz, batısında Alaçam, güneyin Kavak
İlçeleri ile çevrilmiştir.Yüzölçümü 175.000 hektar, Samsun’a uzaklığı 51
km dir.
Kızılırmak Deltasını kaplayan Bafra Ovası güneyde dağlarla
çevrilidir.Bunlardan en yükseği 1224 m ile Nebyan Dağıdır.Bu dağlar Canik
Dağlarının uzantılarıdır.Bafra’nın en büyük,Türkiye’nin ise en uzun
akarsuyu Kızılırmak bu dağları derin bir vadi ile geçerek ovaya
ulaşır.Bafra ovası tamamen Kızılırmak tarafından oluşturulmuştur.Irmağın
denize denize yakın kısımlarında birçok göl oluşmuştur. Nebyan dağının
etekleri ise yayla durumundadır.
Kızılırmak’ın uzunluğu 1151 km dir. Sivas’ta ki Kızıl Dağ’dan doğar, Orta
Anadolu’da geniş bir yay çizerek Bafra’dan denize dökülür.En çok nisan ve
temmuz dönemlerinde su taşır.
Kızılırmak’ın denize döküldüğü yerde oluşmuş göller, ırmağın her iki
yakasında da yer alır Batıdaki göl Karaboğaz, doğudaki ise Balık gölüdür.
Doğu yakada yer alan göllerin başlıcaları şunlardır. Dutdibi, Liman,
Hayırlı, Çernek, Uzungöl, Tombulgöl, İncegöl .Göllerin çevresi sazlık ve
bataklıktır.Ancak; Ormanlık alanlar da göze çarpar.
Orta Karadeniz iklimi hakimdir.İç ve dağlık kesimler deniz etkisinden uzak
olduğu için biraz daha soğuktur.Yağışlar bol, nem oranı
fazladır.Ocak-şubat en soğuk; Ağustos ise en sıcak aydır.
Tarımsal üretim ve tarım ürünlerin pazarlanmasına dayalı bir ekonomi
gelişmiştir.Kızılırmak deltasının sulak alan çevresinde yaşayan insanların
ise temel geçim kaynakları tarım, hayvancılık, balıkçılık ve sazcılık gibi
etkinliklerdir.
ÇARŞAMBA : Çarşamba İlçesi Yeşilırmağın doğu yakasında Çay Mahallesi ,
batı yakasında Sarıcalı Mahallesi olmak üzere bu alanın çevresinde
gelişmeye başlamıştır.Çarşamba’nın bütün ovada merkez rolünü
üstlenmesinde, ilki 1370 yılında kurulmuş olan panayırın etkisi
büyüktür.Bu panayır çarşamba günleri kurulduğundan ilçenin adı da buradan
gelmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu zamanında da idari teşkilatta önemli bir ilçe olarak
yerini almış olan Çarşamba’ da, Cumhuriyettin sonra 1925 ‘de Belediye
Teşkilatı kurulmuştur.İlçe Samsun-Ordu karayolu üzerinde de Yeşilırmak’ın
iki yakasında Çarşamba Ovası üzerinde kurulmuştur.Doğusunda Terme,
Batısında Tekkeköy, kuzeyinde Karadeniz kıyıları, güneyinde ise Ayvacık ve
Salılpazarı ilçeleri sınırlanmıştır.
Çarşamba İlçemiz Yeşilıramk’ın oluşturduğu verimli delta ovası üzerine
kuruluştur.Halkının büyük kesimi tarımla uğraşmaktadır.Yeşilırmar’ın
suladığı ova tarıma son derece elverişli topraklarla kaplıdır. İlçe de
tarım, Türkiye’ye üretim yapacak kadar gelişmiştir.Yetiştirilen ürünler
buğday, arpa, çeltik, fasulye, soya fasulyesi, nohut, şekerpancarı,
ayçiçeği, şeftali, fındık ve elma başta olmak üzere çok çeşitlidir.
İlçe de 450 dekarlık alana tütün dikilmekte ve yılda ortalama 42.346 kg
tütün yetiştirilmektedir.Ayrıca; Şeker fabrikasının üretime başlamasıyla
şeker pancarı da yetiştirilmeye başlanmıştır.
Şeker fabrikasının açılması özellikle köylerde büyük ve küçükbaş
hayvancılığın yetişmesine yol açmıştır.
KAVAK : Kavak ilçesinin tarihi oldukça eskidir.İlçe merkezinin kuzeyinde
kalan Kaledoruğu Höyüğünde 1942 yılında yapılan araştırmalarda M..3500-
M:Ö. 2000 yıllarına ait eserlere rastlanılmıştır. Bu verilere göre Kavak
İlk Tunç çağından bu yana bir yerleşim yeridir.
Kadedoruğu Höyügünde Genç Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı
dönemlerine ait eserlere rastlanması ise bu yerin hem yerleşim özelliğini,
hem de buruda yerleşimin sürekliliğini göstermektedir.
Hititlerin egemenliğinden sonra Kavak, M.Ö.1200 ‘lerde
Friglerin,M.Ö.7.yüzyılda Miletlerin egemenliği altına girmiştir.M.Ö.333
yılında Pontusların elinde olan Kavak’a daha sonra Romalılar hakim
olmuştur.
Daha önce Yahudiliği tanıyan halk , l.yüzyılda İsa’nın Havarilerinden Aziz
Andre ve Pier’in Bölgeye gelmesi ile Hristiyanlıkla
tanışmıştır.Müslümanlar Abbasiler döneminde (750-1258) Malatya - Tokat
üzerinden Karadeniz kıyılarına uzandılar ve İslam dinini buralara
tanıttılar.
1418 ‘de Çelebi Mehmet döneminde İlçe tamamen Osmanlıların eline
geçti.Kavak’ın bundan sonraki tarihi Osmanlı tarihi içinde gelişimini
sürdürmüştür.
Samsun-Ankara karayolu üzerinde kurulmuş, Samsun İline bağlı bir
ilçedir.Samsun’a uzaklığı 51 km. olan Kavak; doğusunda Asarcık, batısında
Havza, Kuzeyinde Samsun ve Bafra, güneyinde Ladik ilçeleriyle
çevrilidir.Kavak ilçesinin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır.Tarım
alanında en çok buğday, mısır, yulaf, arpa gibi tahıl ürünleri
yetiştirilir.Ayrıca şekerpancarı, tütün ve patates ekimi de yapılmaktadır.
İlçedeki sanayi ise genellikle kireç, tuğla ve kremit üretimi şeklinde
gelişmiştir.Bu alanda faaliyet gösteren fabrikalar üretimini
sürdürmektedir.
LADİK: Ladik ilçesinin tarihi M.Ö.3000 - M.Ö.2000 yıllarına kadar uzandığı
tahmin edilmektedir.Bu tahminler yapılan arkeolojik kazılardan
anlaşılmıştır.Bölge M.Ö.550 - 332 yıllarında Perslerin hakimiyetine
girmiştir.Bir dönem sonra Pontus krallığı adını alan devlet Samsun ve
Amasya’ya hakim olmuştur.1071 Malazgirt savaşından sonra Müslümanların
hakim olmasıyla Müslümanlık yayılmıştır.Osmanlılar Ladik’i 1428’de
topraklarına katmışlardır.Ladik Cumhuriyet dönemine kadar Sivas Sancağına
bağlı Amasya vilayeti sınırları içinde bulunmuştur.Cumhuriyet kurulduktan
sonra Amasya iline bağlı olan Ladik ilçesi 1925’te Samsun’a bağlanmıştır.
Samsun ‘un güneyinde yer alan Ladik, kuzeyinde Kavak, güneyinde Suluova,
doğusunda Taşova ve batısında Havza İlçeleri ile çevrilidir.Yüzölçümü 558
km2.dir.
İlçenin ekonomisi genellikle tarıma dayanmaktadır.Buğday, arpa, yulaf,
mısır, şekerpancarı yetiştirilen tahılgillerdendir.Ladik’in yayla
durumunda olması küçük ve büyükbaş hayvan yetiştiriciliği yapılmasına
olanak sağlamıştır.
İlçedeki en büyük sanayi kuruluşu çimento fabrikasıdır.Bir de küçük sanayi
sitesi bulunmaktadır.
Ekime ve dikime elverişli alanların geniş olması; çiftçilerin verimli
alanlarda sebzecilik yapmalarına olanak sağlamıştır.İlçede
özellikle;domates, biber, patlıcan, salatalık, taze fasulye vb. sebzeler
yetiştirilerek, toptancı sebze halinden, ihtiyaç duyulan illere sevk
edilmek üzere pazarlanmaktadır.
Kavakçılık ve kavak fidanı yetiştiriciliği de ilçede son zamanlarda
gelişen bir ekonomik faaliyettir.
HAVZA : Havza’nın doğusunda yer alan Lerdüge tümülüslerinde yapılan
arkeolojik araştırmalar ilçenin tarihi M.Ö.100 yıllarına kadar uzandığını
göstermektedir.
Kasaba şifalı suları nedeniyle yıllarca büyük krallar ve beyler arasında
el değiştirmiştir.
Adını 1156 ‘da Amasya hükümdarı olan Kavus-Han’dan almıştır. Kavus adını
1245 tarihinde Selçuklu hükümdarlarından Sadi Paşa tarafından Havza olarak
değiştirildiği ileri sürülmektedir.Beylikler döneminde Havza Canik
Beylerinden Taşanoğulları tarafından idare edilmiştir.Osmanlılar ülkede
birliğin sağlanması için beyliklerin kendi egemenliğine girmelerini
amaçlamıştır.Bu amaçla Amasya Valisi ll Murat, Yörgüç Paşa’yı
görevlendirerek Taşanoğullarının egemenliğindeki Havza yöresini Osmanlı
egemenliği altına almıştır.Böylece Havza 1430 tarihinde Osmanlı
topraklarına katılmıştır.
Osmanlılar döneminde Amasya İline bağlı olarak yönetilen Havza, 1882
tarihinde İlçe haline getiriliyor, 1926 yılında ise Samsun’a bağlanıyor.
Samsun’a uzaklığı 86 km olan ilçenin, kuzeyinde Bafra, güneyinde
Amasya’nın Suluova ve Merzifon, batısında Vezirköprü, doğusunda Ladik ve
Kavak ilçeleri yer alır.
Havza’nın kuzeyi sıralı dağlar ile çevrilidir.Batısında Taşan(Tavşan )
dağları yer alır. Bu dağların etekleri yayla konumundadır.En önemli
akarsuları; ters akan Derinöz ile İstavroz’dur.
Havza ekonomisinde tarım hakimdir. Buğday ve şekerpancarı tarımsal
üretimde en ön sırayı almıştır.İlçenin köylerinde hayvancılıkta yaygın
olarak yapılmaktadır.
Dağlarla çevrili ilçede orman alanları geniş yer kaplar.Özellikle orman
köylerinde yaşayan halk geçimini büyük ölçüde orman ürünlerinden
sağlamaktadır.
Havza ekonomisinde turizm de önemli bir yere sahiptir.
Ayrıca İlçe de çok sayıda un fabrikası faaliyet göstermekte, elde edilen
unlar çeşitli illere gönderilmektedir.Eski ve yeni çeltek denilen mevkii
de ise linyit kömürü çıkarılan ocaklar vardır.Bu ocaklardan kömür elde
edilmesinin yanında işletmeler ilçede istihdam imkanı da yaratmaktadır.
Havza’da genellikle küçük çapta imalat ve çeşitli alanlarda tamir
işlerinin yapıldığı bir de küçük sanayi sitesi vardır.
ONDOKUZMAYIS : Ondokuzmayıs ilçesinde Dağköy ve Yörükler beldeleri
civarında yapılan arkeolojik kazılarda M.Ö. ki yıllara ait yerleşmeler
olduğu saptanmıştır.
Dağköy’de ortaya çıkarılan mezarların M.Ö.47 yılların ait olduğu
sanılmaktadır.Yörükler beldekinde bulunan Hamamın ise Cenevizliler ve
Romalılar dönemine ait olduğu rivayet edilmektedir.
Milattan önceki yıllardan beri yerleşim yeri olarak kullanılmış ilçe
toprakları Çelebi Mehmet döneminde Osmanlı hakimiyetine giriyor.
Ondokuzmayıs İlçesi Samsun’a 33 km uzaklıkta, Samsun-Sinop devlet karayolu
üzerindedir. Kızılırmak Nehrinin meydana getirdiği delta ovasının doğu
ucunda yer alan ilçenin denizden yüksekliği 10 metredir.
İlçe merkezinin kuzeyinde kalan topraklar Kızılırmak’ın oluşturduğu
Ova’nın bir bölümünü teşkil eder.Bu alanda Balık Gölleri’nin bir kısmı
bulunmaktadır.
İlçenin genel konumu da ova durumundadır.
Ondokuzmayıs doğusunda Samsun, batışında Bafra, kuzeyinde Karadeniz,
güneyinde Samsun ve Bafra ilçeleri ile çevrilidir.En yüksek yeri Nebyan
ormanlarının bulunduğu güneyindeki tepedir.
İlçe tarım, hayvancılık ve balıkçılık gelişmiş durumdadır.Tarım ürünleri
arasında fındık, mısır önemli yer tutar.Balıkçılık denizden başka balık
göllerinde de yapılmaktadır.
Ondokuzmayıs ilçesinde cevizcilik ve arıcılık projeleri uygulanmaya
konulmuş ve ekonomik açıdan önemli katkılar sağlayan faaliyetler haline
gelmiştir.Ayrıca yapılan el dokuması kilimler, çoraplar vb. eşyalar ilçe
ekonomisinde küçük de olsa bir yer tutmaktadır. Balık gölleri civarında
yapılan hasır örücülüğü de ekonomi faaliyetler arasında sayılır.Bütün
bunların yanında küçük bir sanayi sitesi bulunan ilçe de özellikle bahçe
tarımında kullanılan araç ve gereçler ile soba ve kuzine imalatı
yapılmaktadır.
SALIPAZARI:Terme ve Çarşamba ilçelerinden ayrılan Alanyaykın, Düzköy ve
Bereket köylerinin birleşmesiyle 1973 yılında Belediye olmuştur.1987-1988
yıllarında ‘da ilçe teşkilatı kurularak Samsun’a bağlanmıştar.
l. Dünya Savaşından önce yörede Türk köylerinin yanında Rum, Ermeni ve
Gürcü nüfusunun yaşadığı bilinmektedir.l. Dünya Savaşı sırasında özellikle
Ermeni çeteleriyle Türk halkı arasında çatışmalar yaşanmıştır.Ancak;Türk
halkının mücadelesi sonunda Ermeniler bölgeyi terk etmek zorunda
kalmıştır.
Samsun’a uzaklığı 54 km.olan ilçenin güneyi Erbaa ve Akkuş, doğusu Terme,
batısı Ayvacık Kuzeyi ise Çarşamba ilçeleriyle çevrilidir. Salıpazarı
ilçesinin denize kıyısı yoktur.
İlçenin kuzeyi düzlük, güneyi engebelidir.Yeşilçay ile Terme çayı ilçe
merkezinde kesişmektedir.Bu çaylar üzerinde üç köprü vardır. Salıpazarı
ile Gökçeli köyünü Kurt köprüsü, Yavaşbey köyünü ise Maviren köprüsü
birbirine bağlıdır.
İlçe ekonomisinde tarıma dayanmaktadır.Halkın büyük çoğunluğu bizzat
tarımla uğraşmaktadır.Tarım ürünü olarak Fındık, Çilek, Çeltik yaygın
olarak yetiştirilir.İlçede hayvancılıkta gelişmiştir.
Dağlık bölgedeki Köylerde sepet,kaşık ve çeyiz sandığı gibi ürünler
yapılmaktadır.
TEKKEKÖY: Tekkeköy ve civarında yapılan araştırmalar sonucunda Poleolitik
dönemden itibaren yerleşim varolduğu öğrenilmiştir.Tekkeköy’ün hemen
güneyinde yeralan bu yerleşim M.Ö.5000’lere tarihlenmektedir.
İlçedeki araştırmalarda Hitit dönemine ait katmanlara rastlanmıştır.
Friglere ait kalıntılar da bulunmuştur.
Yöre M.Ö.3.yy ortalarında Pontus devletinin sınırları içine girmiş, daha
sonra sırasıyla Roma, Bizans ve Anadolu Selçuklu devletinin eline
geçmiştir.
Selçuklular Anadoluya yerleşmeye başladığı zaman Bizans devletinin
egemenliği altında olan bu yöreyi Türklere ve İslamiyet’e açmak için,
bölgenin öneminide dikkate alarak büyük Türk velisi Şeyh Zeynüddin’i
;buraya göndermiş ve bir Tekke kurdurtmuşlardır. Tahminen 1250-1330
yılları arasında yaşayan Şeyh Zeynüddin kurduğu tekkede yolcuları,
düşkünleri, fakir fukarayı kazan kurarak doyurmuştur.TEKKEKÖY adının
buradan geldiği söylenmektedir.
1399’da Tekkeköy Osmanlı egemenliğine girmiştir.1402 Ankara savaşından
sonra Kubatoğullarının eline geçmiştir.1419’da Çelebi Mehmet Tekkeköy’ü
tekrar Osmanlı topraklarına katmıştır.
Samsun-Trabzon karayolunun 13.km.’sinden güneye doğru 1km. içeride yer
alan Tekkeköy Samsun iline bağlı bir ilçedir.
Tekkeköy deresinin kıyı ovasına açlıldığı kesimde kurulmuştur.İlçe
topraklarının üçte birini Çarşamba ovasının devamı oluşturur.
Önemli gelir kaynakları arasında tarım ve hayvancılık yer alır. İlçe
topraklarının üçte biri Yeşilırmak’ın biriktirdiği verimli delta ovasının
devamı olup, sulu tarıma elverişlidir.Tütün en büyük gelir kaynağıdır.
İlçe de yetiştirilen karalahana, marul ve diğer sebze türleri ilçede,
Samsun halinde ve İstanbul’a sevk edilerek satılır.
İlçede 1944 yılında kurulan Gelemen Devlet Üretim Çiftliği de yer
almaktadır.Karadeniz bölgesinin kaliteli tohumluk ve yem ihtiyacını
karşılamak amacıyla 46.000 dönümlük bir araziye kurulmuştur.Ayrıca bölgede
teknik tarımı öğretmek ve arıcılığı geliştirmek de amaçları arasındadır.
Çiftlikte meyvecilik ve fidancılık da oldukça gelişmiştir.Kümes
hayvancılığı alanında da üretim yapılmaktadır.Bir de tarım aletleri ve
makinelerinin tamirinin yapıldığı atölyeleri vardır.
İlçe sınırları içerisinde yer alan Karadeniz Bakır İşletmeleri, Azot
Fabrikası, Kutlukent yöresindeki sanayi ve organize sanayi bölgeleri ilçe
ekonomik alanda hareketlilik getirmiştir.
TERME : Terme’nin tarihi M.Ö. 1000 yıllarına inmektedir.Hatta eski
tarihçiler M.Ö.1200 yıllarında şimdiki Terme çayı kıyısında efsanevi kadın
savaşçılar amazonların yaşamış oluduklarını ileri sürmüşlerdir.
Terme adının da, kıyısı amazonların Themiskyra adlı kenti kurdukları
Thermodon ( bu günkü Terme Çayı) dan geldiği söyleniyor.
İlçenin en eski halkının Gaskalar olduğu sanılmaktadır.Gaskalar Karadeniz
kıyısında yaşayan yarı göçebe ve saldırgan bir topluluktur.Hititler
Samsun’a kadar yayılınca Gaskalarıda yönetimleri altına almışlardır.
Türklerin Anadolu’ya hakim olmaya başladıkları 11.yy’ a kadar Terme’ye
Hititler, Frigler, Medler, Persler ve Romalılar hakim olmuşlardır.395
Yılından itibaren Terme, Doğu Roma ( Bizans ) hakimiyetine girmiştir.
l. Alaittin Keykubat zamanında ( 1219 - 1236 ) Terme dahil bütün Karadeniz
sahili Anadolu Selçuklularının yönetimine girmiştir.Moğol istilaları
nedeniyle dağılan Selçuklu imparatorluğunun topraklarında Türk Beylikleri
kurulmaya başlanmıştır.Bu dönemde Amasya-Samsun-Tokat-Sivas-Kayseri
bölgesinde Eratna Beyliği kurulmuştur.1381’de Kadı Burhanettin Eratna
Beyliğini ele geçirince Terme onun bölgesine bağlanmıştır.Bu arada yörede
Canik Beyliği de kurulmuştur.1398’de Yıldırım Beyazıt Amasya ve Karadeniz
kıyılarında bütün beylikleri Osmanlı topraklarına katmıştır.
Cumhuriyete kadar Terme Canik Mutasarrıflığının idaresinde yönetilmiştir.
Terme Belediye Teşkilatı ise Cumhuriyetten önce kurulmuştur.
Terme Karadeniz Bölgesinin Orta Karadeniz Bölümünde denizden 3-5 km.
içerisinde kurulmuş Samsun İline bağlı bir ilçedir.Samsun’a uzaklığı 58
km.dir.
İlçenin kuzeyinde Karadeniz, doğusunda Ünye ve İkizce, güneyinde Akkuş,
batısında Salıpazarı ve Çarşamba ilçeleri yer almaktadır. Kuzeyinde kıyı
ovası uzanmakta, güneyinde Canik Dağları. Enyüksek noktası 450
metredir.Kara ormandan doğan Terme Çayı ilçeyi tam ortasından ikiye
bölerek Karadenize dökülür.Terme’de bir de Delidere vardır.Çarşamba
Dağlarından doğan bu akarsuyun yatağının bazı kısımlarında göller
oluşmuştur. Delidere de Karadeniz’e dökülür.İlçede Simenit gölüne dökülen
Karaboğaz ve Abdal Dereleri de vardır.
Terme ekonomisinin hemen hemen tamamı tarıma dayalıdır.Bu verimli ova da
ünlü Terme pirinci ve fındık yetiştirilmektedir.
İlçede kültür kavakçılığı da oldukça yaygındır.Örneğin; dünyanın ikinci
büyük kavak ormanı Terme’dedir.
Bunların yanında, Sahil kasabası olması nedeniyle balıkçılık ve diğer bazı
deniz ürünleri avcılığı da geçim kaynakları arasında sayılabilir.
İlçede besicilik ve arıcılık gibi ekonomik faaliyetler de önemli yer
tutmaktadır.
Terme’nin en önemli sanayi kuruluşları, İlçe’de yetiştirilen ve fındığı
işleyen fabrikalardır. Fındık fabrikalarında üreticiden alınan fındık iç
fındık haline getirilerek ihraç edilmekte veya iç piyasaya
sürülmektedir.Çeltik de aynı şekilde fabrikalarda işlem görerek pirinç
halinde ihraç edilir ve ya iç piyasaya verilir.
VEZİRKÖPRÜ : Vezirköprü’nün tarihi Hitit’lere (M.Ö.2000-M.Ö.700) kadar
uzanmaktadır.İlk şehir Hititler tarafından şimdiki ilçe merkezinin 2.5
km.kadar uzağına kurulmuştur.Bu Vezirköprü’nün ilk kuruluşudur.
Vezirköprü 1695 yıllarındaki Celali İsyanları sırasında sık sık baskına
uğramış ve kasaba yağmalanıp yıkılmıştır.Bu nedenle insanlar kalelere
sığınma ihtiyacı duyulmuş, Taşkale, Toprakkale olmak üzere iki kale
yapılmıştır.Şimdi bu kale yıkıntıları üzerine kurulan mahalleler aynı
adlarla anılmaktadır. Celali isyanlarından sonra Köprülü Mehmet Paşa
ilçedeki yıkılmış yapıları tamir ettiriyor ve ayrıca yeni eserler de
yaptırıyor. İskelet olark bu günkü durumu o zamandan kalmadır. İdari
bakımdan Sivas Beyler Beyliğine bağlı Amasya mutasarrıflığı içinde olan
Vezirköprü;1925 yılına kadar Amasya’ya bağlı bir ilçe iken;1925 yılında
Samsun iline bağlanmıştır.
Kasabanın adı Evliya Çelebi Seyahatnamesinde ŞINDER olarak geçmektedir.ŞIN
kelimesi Amerika dilinde köprü adının buradan geldiği düşünülebilir.Mehmet
Paşa Sadaleti zamanında ‘da ilçe VEZİRKÖPRÜSÜ adını almıştır. Bugün daha
kısaltılmış olarak VEZİRKÖPRÜ adı kullanılmaktadır.
Vezirköprü orta Karadeniz Bölgesinde, Samsun un güneybatısında yer alır.
Doğusunda Havza, Batısında Boyabat ve Osmancık,Güneyinde Gümüşhacı köy ve
Merzifon, Küzeyinde Alaçam ve Bafra ilçeleri ile çevrilidir.
İlçenin ekonomisi genelde tarıma dayalı bir ekonomidir.Bunun yanında
hayvancılık ve orman ürünleri de önemli yer tutar. Her çeşit tahıl üretim
ile sebze ve meyvecilik gelişmiş durumdadır. Ayrıca;Şekerpancarı , tütün
,kendir ,ayçiçeği,susam ve zeyrek tarımı da yapılır.
Vezirköprü de sanayinin fazla geliştiği söylenemez. ORÜS (Orman Ürünleri
Sanayi) Entegre kereste fabrikası ilçe ekonomisine canlılık
kazandırmıştır. Ayrıca un fabrikaları ile zirai aletler imal eden
kuruluşlarda vardır. Sanayiye bağlı olarak ticaret , taşımacılık ve ulaşım
gibi sektörlerde de canlanma görülmüştür.
İlçede küçük bir sanayi sitesi de bulunmaktadır. Ayrıca heybecilik,
semaver yapımı, ip ve urgan yapımı da ekonomik faaliyetler içinde
sayılabilir.
YAKAKENT : Yakakent’in kuruluşu M.Ö.2.yüzyıla rastlar.
1896 Yılında muhtarlık, 1 Mart 1963 yılında Belediye Teşkilatı
kurulmuştur.Aynı yıl Gümenes olan ismi, kıyı şehri anlamına gelen Yakakent
olarak değiştirilmiştir.09.05.1991 yılında Yakakent ilçe olmuştur.
Yakakent Karadeniz kıyısında Sinop il sınırı ile Samsun İl sınırı
arasındaki geçit noktasındadır.Samsun iline bağlı olan ilçenin Samsun’a
uzaklığı 84 km.dir.Doğusunda Alaçam Batısında Gerze, güneyinde Canik
Dağları, kuzeyinde Karadeniz yeralmaktadır.
İlçe ekonomisi tarımsal karektere sahip olmakla beraber; balıkçılıkta
ekomominin can damarıdır.Karadenizde avlanan hertürlü balığı ve dünyaca
ünlü Mersin balığını burada bulmak mümkündür.Sayıları 70 ‘e yakın irili
ufaklı balıkçı tekneleri ile balık avlanmaktadır.
Deniz ürünlerini değerlendiren özel sektöre ait iki fabrika
bulunmaktadır.Bunlardan biri Sürsan Balık Unu ve Yağı fabrikasıdır. Diğeri
ise İpek Gıda fabrikasıdır.Burada Vatos, Köpekbalığı ve Kum midyesi gibi
bazı deniz ürünleri işlenip, şoklaşarak Fransa’ya ihraç edilmektedir.
İlçenin karakteristik tarım ürünü tütündür.Köylerde buğday, mısır ve
çeltik de yetiştirilir.
|